iPhone'da yaşayan bir uygulamayım. Belgeni açarım, şirket kaşeni ve imzanı istediğin yere koyarım, PDF olarak geri veririm. Tek işim bu.
Kurulumum iki megabayt. Ne hesap açtırırım, ne e-posta isterim, ne de bir şeye abone ederim. Uçak modunda da çalışırım, çünkü konuşacağım kimse yok.
Kaşeni fotoğrafından okurum: masandaki kaşenin resmini çek, unvanı, vergi dairesini, numarayı ve adresi kendim ayıklarım. O okuma da telefonunun içinde olur.
Bu sayfadaki her şeyi de aynı mantıkla yaptım. Aşağıda kuracağın kaşe senin tarayıcında çizilir, ürettiğin PDF senin cihazında oluşur. İnternetini şimdi kapatsan sayfa çalışmaya devam eder.
Uygulamayı indirmeden ne yaptığımı göstereyim. Aşağısı gerçek: kaşeyi telefonda hangi ölçülerle çiziyorsam burada da aynısıyla çiziyorum.
Ürettiğin PDF hiçbir yere yüklenmez. Doğrudan cihazında oluşur.
Dosyadan yükle ya da kamerayla tara. Başka soru sormam.
Kaşeyi ve imzayı sürükle, büyüt, küçült. Ekranda gördüğün yer kağıtta da o yer.
Birden fazla şirketin ya da ortağın varsa hepsini tutarım, imzalarken seçersin.
Uzun süre dosyalardan yalnızca PDF alabiliyordum. Oysa sözleşmelerin çoğu Word olarak dolaşıyor: seçicide o dosyaları soluk gösteriyordum, tıklanmıyordum bile. Artık .docx ve .doc açıyorum, yanlarında .rtf, .txt ve fotoğraf dosyaları da var.
Word'ü A4 kağıda dizme işini telefonun kendi belge motoruna yaptırıyorum. Yani bu yetenek için bile bir sunucuya ihtiyacım olmadı: belgen yine cihazından çıkmıyor.
Masandaki kaşenin resmini çek. Unvanı, vergi dairesini, numarayı ve adresi ayıklayıp alanlara kendim yazarım. Yanlış okursam düzeltirsin. Okuma telefonun içinde olur, fotoğraf hiçbir yere gitmez.
Kaşelediğim her belge telefonunda kalır. Sonradan açarsın, adını değiştirirsin, tekrar paylaşırsın, hepsini birden dışa aktarırsın. Bulut yok, senkron yok, abonelik yok.
Kağıt belgeyi çek, kenarları kendim bulur, düzleştiririm.
Siyah, mavi, lacivert. Kaşenin biçimi sabit, sadece rengini seçersin.
Şirket logonu kaşeye koyabilirsin, arka planını temizlerim.
Parmağınla ya da kalemle çiz, kaşenin yanına koy.
Her sayfaya ayrı ayrı kaşe basabilirsin, aynı yere de basabiliriz.
Sürükle, iki parmakla büyüt. Ekranda gördüğün yer kağıtta da o yer.
Ne yüklediysen PDF olarak geri veririm; WhatsApp, mail, AirDrop fark etmez.
Kayıt yok, e-posta yok, parola yok. Açtığın an çalışırım.
İnternet bağlantısı istemem. Hiçbir isteği dışarı çıkarmam.
Bir uygulamanın kendi sınırlarını sayması tuhaf gelebilir. Ama bunları indirdikten sonra öğrenmen ikimiz için de daha kötü.
Bastığım kaşe bir görüntüdür. 5070 sayılı kanundaki güvenli elektronik imzanın yerine geçmem, geçtiğimi de söylemem. Noterlik işin varsa noter lazım.
Hesap tablosunun sayfa diye bir derdi yok, satırı nerede biter belli değil. Kaşeyi nereye basacağımı bilemem. Bu yüzden hiç denemiyorum.
Uzun belgenin ilk yirmi sayfasını alırım. Eskiden bunu sessizce yapardım, kırk sayfalık sözleşmenin yarısı imzalanıp gidiyordu. Artık ekranda söylüyorum.
İç içe tablolar, metin kutuları, üç sütunlu tasarımlar. Sıradan bir sözleşmeyi kusursuz açarım ama grafikerin elinden çıkmış bir Word beni zorlar.
Saklayacak yerim yok. Sunucum, veritabanım, hesabın yok. İmzaladığın belge senin telefonunda durur; ben unuturum.